bilgi@bilimler.org
+90 536 597 09 57

Kim Sevmez Yönetim Tarihini? 1908 ve 1923 Devrimlerine Yakından Bakmak

Etkinlik Bilgileri

  • Mekân Bilimler Köyü
  • Son Kayıt Tarihi 05 Temmuz 2025
  • Geliş Tarihi 06 Temmuz 2025
  • Başlangıç Tarihi 07 Temmuz 2025
  • Bitiş Tarihi 13 Temmuz 2025
  • Kontenjan 20 kişi
  • Kimlere? Lisans
  • Etkinlik Ücreti 9.000 TL
Katılım ücreti Köy yerleşkesi içinde çadır konaklamasını, her türlü ortak alanların kullanımını, üç öğün ve bir ara öğünü kapsar. Tabii çay, su ve kahve bunlara dahil. Yürütücülerimiz etkinlikleri gönüllü düzenlemektedir.

Etkinlik Amacı

Tarihi büyük siyaset, büyük düşünce ve büyük kişiler tarihi olarak okumayı ve tartışmayı seviyoruz. Oysa somutta bunlar yalın bir “yönetme” ediminin parçaları. Bunu böyle görmek yeterince sofistike gelmiyor. Ama iddia ediyorum, tarihi böyle okumaya başlamak, somuta değmekle eş değer olacak ve çok seveceksiniz.

Bu atölye, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’ne “yönetim tarihi” merceğinden bakmayı hedefliyor. Bu mercekten toplumsal ilişkilerin bütünü nasıl örgütlenmiş, nerelerde çelişkiler ve çatışma dinamikleri biriktirmiş, nerelerde tıkanmış ve nasıl değişmiş hep birlikte onu yeniden keşfedeceğiz.

Atölyemizin adı değişmese de, içeriği her yıl değişiyor. Keşif yolculuğumuzda bu yıl 1908 ve 1923 Devrimlerine odaklanacak, onlara yakından bakacağız.

Ek Bilgi

Kamu yönetimi alanı çok büyük bir alan değil, ama kamu yönetimi-yönetim tarihiyle ilgilenenlerin katılabileceğini düşünüyoruz. Siyaset bilimi, tarih, sosyoloji ve iktisat alanlarından da ilgilerle buluşacaktır. Tüm disiplinlerden lisans ve lisansüstü öğrenciler, araştırmacılar katılabilir. Lise öğrencileri de ilgi ve birikimlerine göre uygun görülmeleri halinde katılabilir.

Ek hazırlık

1. Ahmet Kuyaş, Tarihi Düşünmek, Kırmızı Kedi, 2016.

2. Fatma Eda Çelik, “Bir Konumlanma Olarak Cumhuriyet: Bağlamsal ve Sınıfsal Bir Analiz”, Strata: İlişkisel Sosyal Bilimler Dergisi, 13, 2023, 11-47.

3. Alp Yücel Kaya, "Türkiye'de Burjuva Devrimi (1908-1923)", Devrimci Marksizm, 55, 2023, 9-52.

4. Fatma Eda Çelik ve Meryem Çakır Kantarcıoğlu, “Cumhuriyet'in Kuruluş Anlatısında Bir Toplumsal Tabaka: ‘Eşrâf”, Mülkiye Dergisi, 47 (5), 211-257, 2023.

5. Neslişah L. Başaran Lotz, “Cumhuriyet’in Burjuvazisi Tüccarlar ve Milliyetçilik”, Neslişah L. Başaran Lotz, Fatma Eda Çelik ve Cangül Örnek (ed.) 100 Yılın Ardından Sınıflar, Devlet ve Devrim – Sınıf Penceresinden Bir Cumhuriyet İncelemesi, İmge, 2025, 79-130.

6. Işıl Çakan Hacıibrahimoğlu, Devrimci Meclis – II. Meclis (1923-1927), Kırmızı Kedi, 2021.

Ayrıca isteğe bağlı olarak, aşağıdaki anı, roman ve biyografi antolojileri okunabilir.

7. Emin Sazak, Emin Bey’in Defteri – Hatıralar, Bilgeoğuz Yayınları, 2009. (Mülkiyetin ve sermayenin el değiştirme süreçlerini anlamak için okunabilecek bir kitap.

8. Kemal Anadol, Büyük Ayrılık, Yakın, 2022 (1900’lerin başından 1922 Savaş sonuna kadar geçen süreci, belgelere dayalı ama roman şeklinde yazılmış bir eserle anlatıyor. Kitap Foça’yla açılıyor.)

9. Kemal Tahir, Kurt Kanunu, İthaki Yayınları, 2020 (İttihat ve Terakki’nin son dönemeci, İzmir Suikasti-tasviye sürecini anlamak için)

Etkinlik Takvimi

Gün İçerik
1. Gün

En sevdiğimiz tarih okumaları

Gazete ve dergi yazılarından kupürler ve YouTube kanallarından videolarla bizi en çok içine alan tarih okumalarını masaya yatıracağız. Bu sefer onları okumakla yetinmeyecek, kesip biçerek analiz edeceğiz. Temel argümanlarını, farklılaştıkları ve benzeştikleri yanları ortaya çıkaracağız. Ve atölyemize şimdiye kadar yaptığımız tarih okumaları 1908 ve 1923 devrimlerine nasıl bakmış sorusuna cevap vererek başlayacağız. Devrim sorumuza toplum ve devlete nasıl bakmışlar sorularını ekleyeceğiz.

2. Gün

Osmanlı’da Devrimler Çağı ne zaman açıldı?

1908 ve 1923 devrimleri içlerine doğdukları yılın ürünü müdür? Bir devrim ne zaman başlar, ne zaman biter? Devrim nerede başlar? Devrimin nüveleri toplumsal gelişmelerde mi saklıdır? Yönetsel değişim anlık ve salt siyasal-anayasal düzeyde midir? Siyasal devrim toplumsal devrimden sonra mı gelir, bunları birbirinden ayırmak mümkün müdür? Devrimin sınıfı veya sınıfları/tabakaları mı, kişi veya kurumları mı olur? Devrim sadece kendi coğrafyasının ürünü müdür, yakın ve uzak coğrafyalarını da içine alır mı?

Bütün bu soruların cevabını Osmanlı 18. yüzyılından başlayarak uzun 150 yıl içinde cevaplayacağız. 18. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak, sömürü ve tahakküm ilişkilerinin içine girdiği kriz ve çözülüş süreçleri ile bu süreçler içinde ortaya çıkan yeni toplumsal sınıf ve tabakaların egemenlik mücadeleleri cevaplarımızın eksenini oluşturacak. Egemenliğin nasıl yeni mülkiyet biçimleri, mülksüzleşme süreçleri, sınıf-içi mücadeleler ve uluslararası pazarlarla iç içe geçtiğini göreceğiz.

En sevdiğimiz tarih okumalarına dönüp süreklilik mi, kopuş mu diyeceğiz. Devrimlerin sürekli içinden geçilen çelişkili ve çatışmalı bir değişimin uğrağı olduğunu görmek kafamızı karıştıracak ve bu soruya başka bir cevap vermek mümkün mü diye soracağız.

3. Gün

1908: Meşrutiyetin ilanı mı, devrim mi?

1908 yılını 150 yıl içinde şekillenen yeni sınıf ve tabakaların aldığı konumlar ve girdikleri egemenlik mücadeleleri üzerinden okuyacağız.

33 yıldır iktidarda olan Abdülhamid’i, dönemin en önemli siyasal oluşumu Jön Türkler ve siyasal örgütü İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni, Ermeni ve Rumların millet anayasalarını, yeni toplumsal tabakaların yönetime geldiği yerel meclisleri, 1876’dan sonra askıya alınan Kanûn-u Esâsî’yi, 1908’in öngününde yaşanan grevleri, kozmopolit sermayenin İstanbul Ticaret Odasını, Osmanlı’nın 150 yılını onlarsız düşünemeyeceğimiz İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya-Macaristan ve Almanya’nın bu toplumsal konumlanmaların dışında değil, tam içinde olduğunu göreceğiz.

Sultan, Heyet-i Vükelâ ve Meclis-i Âyân’a karşı konumlanmış bir Meclis-i Mebusan’la nasıl 1908 Devrimiyle birlikte yasama üzerinden yeni bir iktidar alanının kurulduğunu anlamaya çalışacağız. Sadaretin ele geçirilemeyişi, Osmanlı toplumunun bölünmesi ve derinleşen krizle birlikte, 1913’te İttihat ve Terakki’nin yürütmeyi ele geçirmesiyle değişen dengeleri konuşacağız.

En sevdiğimiz tarih okumalarına dönüp bir kez daha devrimi devrim yapan nedir sorusunu soracağız. Devrime katılan topluluk, sınıf ve tabakalar kimlerdi; iktidar olan kimdi? Kanûn-u Esâsi, Meclis-i Mebusan, Hükümet, Milli İktisat politikası, hangisi ne kadar bu iktidarı sağlamlaştırdı ve değiştirdi?

4. Gün

TATİL

5. Gün

1923: Cumhuriyet mi, devrim mi?

Bazen geçen bir yıl bir yüzyıl gibi geçer. Zaman olarak kısadır ama derindir, çok katmanlıdır, yıkıcıdır, kurucudur. 1918-23 arasındaki 6 yıl da bu güçtedir. Onun için cevabını aradığımız soruları sorarken, bu 6 yıl için özel bir atölye yapacak; her yılı birincil el kaynaklarıyla derinlemesine inceleyeceğiz. Birincil el kaynaklarla çalışma fikri, ilk defa karşılaşacaklar için biraz ürkütücü gelebilir. Ama tarihi tarihçilerin gördüğü gibi birincil kaynaklardan görmek ve onlara dayanarak tarihi okuma şansına sahip olmak hepimizi heyecanlandıracaktır.

Birincil el kaynaklardan 1918 Mondros Mütarekesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl fiilen sona erdiğini; bunun ülke ölçeğinde nasıl açığa çıktığını ve bölgesel iktidar arayışlarıyla yeni sivil-askeri yönetim alanlarını tetiklediğini; toplumsal sınıf ve tabakaların ne şekilde, hangi yönetsel organlarda ve nasıl bir karşıtlık içinde konumlandığını; ulusal birlik arayış ve ittifaklarını; rejim tartışmalarını izleyeceğiz. Yerel Kongre ve Kuvayı Milliye örgütlenmesinden son Meclis-i Mebusana ve Büyük Millet Meclisine, işgal ve savaş koşullarında ve İstanbul’daki saltanat-hilafet makamı ve hükümetle birlikte nasıl bir yönetim krizinin, iktidar çatışmasının yaşandığını göreceğiz.

Devrim iktidara taşıdıkları kadar, dışında bıraktıklarıyla da görülmeyi hakkediyor. Büyük Millet Meclisinden ve Hükümetinden dışlama, tasviye ve yok saymanın toplum ve yönetim içindeki izlerini süreceğiz. Bu süreçlerin izini sürerken sınıflar, tabakalar (yoksul köylüler), siyasi örgütler, etnik ve dini topluluklar, kadınlar, bürokratlar vb. görüş alanımız içinde olacak.

Tarih okumalarının en sevdiği çıkarımlardan olan önce devrim olur, sonra devlet kurulur çıkarımını masaya yatıracak; “devrim sürecini yönetirken kurulan devlet” önermesinin tarihselliğini ve gerçekçiliğini tartışacağız. Devrimin yerini alan “bir günde ilan edilen Cumhuriyet” okumasını ve devrimin sınıfsız-sömürüsüz-imtiyazsız niteliğini masaya yatıracağız.

6. Gün

Devrim ne zaman sona erdi?

Devrim, bir önceki düzen sona erdiğinde mi, yeni siyasal-anayasal düzen kurulduğunda mı, toplumsal hayattaki izdüşümleri hayata geçmeye başladığında mı sona erer?

Bu soruyu cevaplamak için özel olarak bir belge ve iki olay üzerinden cevaplamaya çalışacağız. Odaklanacağımız belge Lozan Barış Antlaşması olacak. İşgal için sorabileceğimiz, “yönetimin ulusal sınırları nerede biter, uluslararası sınırları nerede başlar?” sorusunu barış için de soracağız. Yeni yönetimi yönetimin yeni dünya düzenini belirleyen barış içine konumlandıracağız. Bağımsızlık ve anti-emperyalizm olgularını tartışacağız. Aynı zamanda ulusal ve uluslararasının iç içe geçtiği bir Lozan düzenlemesine odaklanacak ve gayrimüslim azınlıkların statüleri ile mübadele sürecini değerlendireceğiz.

İnceleyeceğimiz ilk olay ise, 3 Mart 1924’te Hilafetin Kaldırılması olacak. Bu tarihi olayı saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı ile 3 Mart’ta kabul edilen diğer düzenlemeler ve 9 Mart’ta Meclis gündemine gelen 1924 Anayasasıyla birlikte değerlendireceğiz. Birinci Meclis’ten İkinci Meclis’e giden süreç, cumhuriyetçi kadronun partileşmesi ve laiklik yasaları odak noktamızda olacak. Bu olayı tarihe İzmir Suikasti olarak geçen, İttihat ve Terakki’nin tasviye süreci ile birlikte ele alacağız. Osmanlı İmparatorluğu ile siyasal, yönetsel ve düşünsel bağların kopuşu olarak karakterize edilecek bu olayı gündeme getiren çelişki ve çatışmalara odaklanacağız.

İkinci olay ise, Şeyh Said İsyanı olacak. İsyanı ele alırken, bölgesel gelişme dinamikleri ve ulus-devlet kuruluş sürecinde Kürtler kadar, Lozan Barış Antlaşması, sınırlar, 1921-24 Anayasaları, ülke ölçeğinde kurulan taşra ve yerel yönetim örgütü, merkezi yönetimde temsil ve karar alma süreçlerine katılım biçimleri de görüş alanımız içinde olacak.

7. Gün

Yeni bir tarih yazmak gerekli mi? Peki ya mümkün mü?

Altı günlük maratonun sonunda ayrılmadan önce soluklanıp altı gün boyunca okuduklarımız, öğrendiklerimiz ve tartıştıklarımız eşliğinde kendimize şu soruları soracağız:

1. Sevdiğimiz tarih okumalarında aklımıza yatmayan, beğenmediğimiz yanlar oldu mu?

2. Tarihi ben yazsam şöyle yazardım dediniz mi?

3. Tarihi yeni baştan yazmak isteyenler, neyi değiştirmek isterdi?: Tarihe bakış açısını, tarihte ele alınan konuları, tarihin yazıldığı kaynakları, vb.